
ASCO 2026: Pratiği Değiştiren ve Değiştirmeye Aday Çalışmalar
KONGRE ÖZETİ | SOLİD TÜMÖRLER
ASCO 2026: Pratiği Değiştiren ve Değiştirmeye Aday Çalışmalar
Yakup Ergün
Yenilikçi Onkoloji Derneği
Temmuz 2026
ASCO 2026, yalnızca yeni ilaçların değil, daha doğru hasta seçiminin ve gereksiz tedaviden kaçınmanın da öne çıktığı bir kongre oldu. En çarpıcı sağkalım kazanımı metastatik pankreas kanserinde görülürken; meme kanserinde iki büyük çalışma daha az kemoterapi ve daha az aksiller cerrahinin mümkün olduğunu gösterdi. Erken evre akciğer ve metastatik prostat kanserindeki veriler ise kapsamlı moleküler testin artık yalnızca ileri basamak tedavileri yönlendiren bir araç olmadığını bir kez daha ortaya koydu.
Bir bakışta ASCO 2026
| Çalışma | Hasta grubu | Temel sonuç | Klinik yorum |
| RASolute 302 | Daha önce tedavi edilmiş metastatik pankreas adenokarsinomu | Medyan genel sağkalım 13,2 aya karşı 6,6 ay; HR 0,40 | Onay ve erişim sonrasında standardı değiştirme potansiyeli çok yüksek |
| LIBRETTO-432 | Küratif tedavi sonrası evre IB–IIIA, RET füzyonlu KHDAK | İki yıllık olaysız sağkalım %91,5’e karşı %61,1; HR 0,172 | Erken evrede kapsamlı genomik test lehine güçlü veri; genel sağkalım henüz olgun değil |
| SARC041 | İleri/tekrarlayan dediferansiye liposarkom | Medyan progresyonsuz sağkalım 9,7 aya karşı 1,5 ay; HR 0,38 | Bu nadir tümörde ilk pozitif faz III çalışma; ancak kontrol kol plasebo |
| OPTIMA | Klinik olarak yüksek riskli ER-pozitif/HER2-negatif erken meme kanseri | Hastaların %68’i kemoterapi almadı; genomik test yaklaşımı noninferior | Uygun hastada kemoterapiyi güvenle azaltabilir; ER-pozitif hastalık için izlem hâlâ kısa |
| SENOMAC | Bir–iki sentinel lenf nodunda makrometastaz bulunan cN0 meme kanseri | Beş yıllık genel sağkalım %94,4’e karşı %93,4; noninferior | Uygun radyoterapi bağlamında tamamlayıcı aksiller diseksiyonun terk edilmesini destekliyor |
| WU-KONG28 | EGFR ekzon 20 insersiyonlu ileri KHDAK, ilk basamak | Medyan progresyonsuz sağkalım 10,3 aya karşı 7,5 ay; HR 0,65 | Oral hedefli seçenek güçlü; toksisite ve amivantamab-temelli tedavilere göre konumu tartışılmalı |
| TALAPRO-3 | HRR gen değişikliği taşıyan metastatik kastrasyon-duyarlı prostat kanseri | Radyolojik progresyon/ölüm riski %52 azaldı; HR 0,481 | Erken moleküler test ve PARP inhibitörünü öne çekiyor; hematolojik toksisite belirgin |
| PEAK | İmatinib sonrası ileri GIST | Medyan progresyonsuz sağkalım 16,5 aya karşı 9,2 ay; HR 0,50 | Bezuclastinib–sunitinib ikilisi güçlü bir ikinci basamak adayı; onay ve sağkalım verisi bekleniyor |
| PROTEUS | Yüksek riskli lokalize/lokal ileri prostat kanseri | Beş yıllık metastazsız sağkalım %78,2’ye karşı %73,5; HR 0,80 | Pozitif ancak mutlak fark sınırlı; kontrol kolu ve görüntüleme tanımı yorumu güçleştiriyor |
| HARMONi-6 | Tedavisiz ileri skuamöz KHDAK | Medyan genel sağkalım 27,9 aya karşı 23,7 ay; HR 0,66 | Güçlü sonuç; Çin dışındaki geçerlilik ve pembrolizumab karşılaştırması henüz bilinmiyor |
| EMERALD-3 | Embolizasyona uygun rezeke edilemeyen HCC | STRIDE + lenvatinib + TACE ile medyan PFS 13,0 aya karşı 9,8 ay; HR 0,70 | Lokal ve sistemik tedaviyi birleştiriyor; genel sağkalım üstünlüğü henüz gösterilmedi |
| ASTRUM-006 | PD-L1 CPS ≥5, rezeke edilebilir mide/GE bileşke kanseri | Serplulimab-temelli perioperatif tedaviyle EFS HR 0,73 | Olumlu; fakat SOX kontrol kolu nedeniyle FLOT kullanılan pratiğe doğrudan aktarımı belirsiz |
Pankreas kanserinde kongrenin en güçlü sonucu: RASolute 302
Metastatik pankreas adenokarsinomunda ikinci basamak tedavilerin sağkalım katkısı bugüne kadar sınırlıydı. Faz III RASolute 302 çalışmasında 500 hasta, oral RAS(ON) inhibitörü daraxonrasib veya araştırmacı seçimi kemoterapiye randomize edildi. Birincil RAS G12-mutasyonlu popülasyonda medyan genel sağkalım daraxonrasib ile 13,2 ay, kemoterapiyle 6,6 ay bulundu (HR 0,40). Medyan progresyonsuz sağkalım 7,3 aya karşı 3,5 ay, objektif yanıt oranı ise %33,2’ye karşı %11,8 idi. Ağrı ve yaşam kalitesindeki bozulma da anlamlı biçimde gecikti.
Tedaviye bağlı derece 3 ve üzeri yan etki oranı daraxonrasib kolunda %43,6, kemoterapi kolunda %57,5’ti. Döküntü ve stomatit nedeniyle doz azaltımı sık olsa da tedaviyi bırakma oranı düşüktü.
Tehlike oranının 0,40 olması ve yaklaşık 6,6 aylık medyan genel sağkalım kazanımı, yalnızca istatistiksel değil açık biçimde klinik olarak da anlamlıdır. Sonucun yaşam kalitesi ve ağrı verileriyle aynı yönde olması çalışmayı daha da güçlü kılıyor. Daraxonrasib henüz onaylı ve erişilebilir bir standart değildir; ancak düzenleyici değerlendirmelerin ardından pankreas kanseri tedavisini değiştirmesi beklenmektedir. Çalışma aynı zamanda pankreas kanserinde moleküler profilin tedavi kararının merkezine yerleşeceğini gösteriyor.
Akciğer kanseri:
LIBRETTO-432: RET pozitif erken evrede büyük EFS farkı
Çift kör faz III LIBRETTO-432, küratif lokal tedavisini tamamlamış evre IB–IIIA RET füzyonlu küçük hücreli dışı akciğer kanserinde üç yıla kadar selpercatinib ile plaseboyu karşılaştırdı. Evre II–IIIA’dan oluşan birincil popülasyonda medyan olaysız sağkalıma selpercatinib kolunda ulaşılamazken kontrol kolunda 31,8 ay bulundu; HR 0,172 idi. İki yıllık olaysız sağkalım oranları %91,5 ve %61,1’di.
Fark etkileyici olmakla birlikte analiz yalnızca 23 birincil olaya dayanıyor ve genel sağkalım henüz olgun değil. Üç yıla kadar süren tedavinin bedeli de göz ardı edilmemeli: derece 3 ve üzeri yan etkiler %66,7’ye karşı %23,7, yan etki nedeniyle tedaviyi bırakma %17,3’e karşı %1,3’tü.
Kapsamlı genomik test, yalnızca metastatik KHDAK için değil erken evre hastalıkta da tanı sürecinin parçası olmalıdır. Bununla birlikte olgun genel sağkalım, geç toksisite ve optimal tedavi süresi verileri beklenmelidir.
WU-KONG28: EGFR ekzon 20 için oral ilk basamak seçeneği
Faz III WU-KONG28 çalışmasında tedavi almamış, EGFR ekzon 20 insersiyonlu ileri non-skuamöz KHDAK bulunan 324 hasta sunvozertinib veya platin–pemetreksete randomize edildi. Bağımsız değerlendirmede medyan progresyonsuz sağkalım 10,3 aya karşı 7,5 ay (HR 0,65), objektif yanıt oranı %58,9’a karşı %31,1’di. Genel sağkalım verisi, kontrol kolundan yüksek çapraz geçiş nedeniyle olgun değil.
Derece 3 ve üzeri yan etkilerin %75,5’e karşı %56,7, ciddi yan etkilerin %45,4’e karşı %26,7 olması, “oral tedavi”nin otomatik olarak daha hafif tedavi anlamına gelmediğini hatırlatıyor.
Sunvozertinib etkili bir ilk basamak hedefli seçenektir; ancak çalışma yalnızca kemoterapiyle karşılaştırıldı. Güncel amivantamab–kemoterapi yaklaşımıyla doğrudan kıyaslama bulunmadığından optimal sıralama; etkinlik, toksisite, uygulama şekli ve erişim birlikte değerlendirilerek belirlenecektir.
HARMONi-6: PD-1/VEGF bispesifik antikorla genel sağkalım kazanımı
Çin’de yürütülen faz III HARMONi-6 çalışmasında, tedavisiz ileri skuamöz KHDAK bulunan 532 hastada ivonescimab + karboplatin/paklitaksel, tislelizumab + aynı kemoterapi ile karşılaştırıldı. Medyan genel sağkalım 27,9 aya karşı 23,7 ay (HR 0,66); iki yıllık genel sağkalım %64,7’ye karşı %48,6 idi. Daha önce bildirilen medyan progresyonsuz sağkalım da 11,1 aya karşı 6,9 ay olarak ivonescimab lehineydi.
Aktif bir immünoterapi kontrolüne karşı genel sağkalım üstünlüğü önemlidir. Buna karşın çalışmanın yalnızca Çin’de yürütülmesi ve küresel standart kabul edilen pembrolizumab-temelli rejimle doğrudan karşılaştırma içermemesi dış geçerliliği sınırlar. Kanama, hipertansiyon ve proteinüri gibi VEGF ilişkili toksisiteler de hasta seçiminde önem taşıyacaktır. Küresel HARMONi-3 sonucu görülmeden bu veriyi evrensel yeni standart olarak adlandırmak erken olabilir.
Prostat kanseri:
TALAPRO-3: PARP inhibitörü kastrasyon-duyarlı döneme geçiyor
Faz III TALAPRO-3, homolog rekombinasyon onarımı (HRR) gen değişikliği bulunan 599 metastatik kastrasyon-duyarlı prostat kanseri hastasında talazoparib + enzalutamid ile plasebo + enzalutamidi karşılaştırdı. Medyan radyolojik progresyonsuz sağkalıma kombinasyon kolunda ulaşılamazken kontrol kolunda 45,8 ay bulundu (HR 0,481). Üç yıllık radyolojik progresyonsuz sağkalım %76,6’ya karşı %56,2 idi. Yarar BRCA1/2 değişikliği olanlarda daha belirgin (HR 0,368) olmakla birlikte, BRCA dışı HRR grubunda da korundu (HR 0,567). Genel sağkalım henüz olgun değil.
Etkinlik bedelsiz değildi. Derece 3 ve üzeri yan etkiler yaklaşık %80’e ulaştı; derece 3–4 anemi %51 oranında görüldü ve hastaların %40’ı eritrosit transfüzyonu aldı. İki tedavi ilişkili ölüm bildirildi.
TALAPRO-3, metastatik hastalık tanısında germline ve somatik HRR testlerinin geciktirilmemesi gerektiğini destekliyor. Ancak olgun genel sağkalım verisi olmadan ve bu düzeyde hematolojik toksisite varken kombinasyon her HRR değişikliği taşıyan hasta için otomatik seçim değildir. Gen düzeyindeki biyolojik farklılıklar, hastalık yükü, beklenen yaşam süresi ve transfüzyon riski ortak kararda belirleyici olmalıdır.
PROTEUS: Pozitif ama “yeni standart” demek için erken
Faz III PROTEUS çalışmasında 2.109 yüksek riskli lokalize veya lokal ileri prostat kanseri hastası, radikal prostatektomi öncesi ve sonrası altışar ay apalutamid + androjen baskılama tedavisi (ADT) veya plasebo + ADT aldı. Patolojik tam yanıt/minimal rezidüel hastalık %8,9’a karşı %1,0’dı. Beş yıllık metastazsız sağkalım %78,2’ye karşı %73,5 (HR 0,80), olaydan bağımsız sağkalım ise 57,1 aya karşı 38,4 ay bulundu.
Bu pozitif sonucun iki önemli dipnotu var. Birincisi, kontrol kolu da perioperatif ADT aldı; oysa prostatektomi planlanan hastada bu yaklaşım güncel standart değildir. Çalışma bu nedenle tüm perioperatif programın yalnızca cerrahiye üstünlüğünü doğrudan göstermiyor. İkincisi, konvansiyonel görüntülemeyle sınırlı metastazsız sağkalım analizinde fark istatistiksel anlamlı değildi (HR 0,84; p=0,15); pozitif birincil analiz PSMA PET’i de içeren bileşik tanıma dayanıyordu. Genel sağkalım olgun değil ve beş yıllık mutlak metastazsız sağkalım farkı 4,7 puan.
PROTEUS önemli bir biyolojik ve klinik sinyal verdi, ancak mevcut veriler her yüksek riskli hastaya perioperatif apalutamid başlanmasını tek başına haklı çıkarmaz. Cerrahiye karşı uygun kontrolü içeren ek veri, genel sağkalım, yaşam kalitesi ve hasta seçimi belirleyici olacaktır.
Meme kanseri:
OPTIMA: Hastaların üçte ikisi kemoterapiden kaçınabildi
Uluslararası faz III OPTIMA çalışmasına, klinik özellikleri nedeniyle kemoterapi önerilmiş ER-pozitif/HER2-negatif erken evre meme kanserli 4.429 hasta alındı. Standart kemoterapi + endokrin tedavi, Prosigna/PAM50 testiyle yönlendirilen yaklaşımla karşılaştırıldı. Test kolunda ROR skoru 60 ve altında olan hastalar yalnızca endokrin tedavi aldı; böylece bu koldaki hastaların %68’i kemoterapiden kaçındı.
Yaklaşık dört yıllık medyan izlemde beş yıllık invaziv meme kanserinden bağımsız sağkalım standart kolda %91,8, test-yönelimli kolda %90,3’tü (HR 1,03) ve önceden tanımlanan noninferiority sınırı karşılandı. Düşük ROR grubunda oranlar %94,8 ve %93,6 idi. Sonuçlar nodal ve menopozal alt gruplarda tutarlıydı.
OPTIMA’nın değeri yeni bir ilaç eklemesinden değil, binlerce hastayı akut ve geç kemoterapi toksisitesinden koruyabilmesinden geliyor. Bununla birlikte ER-pozitif hastalıkta dört yıllık izlem geç nüksleri değerlendirmek için kısadır. Prosigna eşiklerinin Oncotype DX gibi diğer testlere aynen taşınamayacağı ve premenopozal hastalarda yeterli over baskılamasının vazgeçilmez olduğu unutulmamalıdır.
SENOMAC: Mastektomi yapılan hastada da aksiller diseksiyon azaltılabilir
Faz III SENOMAC, klinik olarak nod-negatif T1–T3 meme kanseri ve bir–iki sentinel lenf nodunda makrometastaz bulunan 2.766 hastada tamamlayıcı aksiller lenf nodu diseksiyonu ile diseksiyonun atlanmasını karşılaştırdı. Hastaların %36’sına mastektomi yapılmış olması, çalışmayı önceki cerrahi azaltım çalışmalarından ayırdı.
Beş yıllık genel sağkalım diseksiyonun atlandığı grupta %94,4, diseksiyon grubunda %93,4’tü (HR 0,89) ve noninferiority gösterildi. Meme kanserine özgü sağkalım benzerken, kol morbiditesi ve yaşam kalitesi diseksiyon yapılmayan grupta daha iyiydi.
Bulgular, çalışma ölçütlerini karşılayan hastalarda tamamlayıcı aksiller diseksiyonun rutin olmaktan çıkmasını destekliyor. Ancak sonuçların büyük ölçüde adjuvan lokorejyonel radyoterapi alan bir popülasyondan geldiği özellikle vurgulanmalıdır; radyoterapi planından bağımsız, koşulsuz bir cerrahi azaltımı olarak yorumlanmamalıdır.
Nadir tümörler
SARC041: Dediferansiye liposarkomda ilk pozitif faz III sonuç
ABD’de dokuz merkezde yürütülen çift kör faz III SARC041 çalışmasında ileri veya tekrarlayan dediferansiye liposarkomlu 108 hasta abemaciclib veya plaseboya randomize edildi. Medyan progresyonsuz sağkalım 9,7 aya karşı 1,5 ay (HR 0,38), 12 aylık progresyonsuz sağkalım %39’a karşı %13’tü. Objektif yanıt %9’a karşı %0 olarak bildirildi. Genel sağkalım farkı istatistiksel anlamlı değildi; kontrol kolundaki hastaların %85’inin abemaciclibe geçmesine izin verilmişti.
YOD yorumu: Nadir ve seçenekleri sınırlı bir sarkomda bu büyüklükte randomize faz III yarar değerlidir. Öte yandan hızlı tümör küçülmesine ihtiyaç duyduğu için sitotoksik kemoterapi gerektiren hastalar çalışmaya alınmadı ve karşılaştırıcı plaseboydu. Sonuç, abemaciclibin seçilmiş hastada etkili olduğunu gösterir; doksorubisin gibi aktif tedavilere üstün olduğunu göstermez.
Lokal ve sistemik tedaviyi birleştiren çalışmalar
EMERALD-3: HCC’de TACE üzerine STRIDE ve lenvatinib
Faz III EMERALD-3 çalışmasında embolizasyona uygun rezeke edilemeyen hepatoselüler karsinomda STRIDE (tek doz tremelimumab + durvalumab) + lenvatinib + TACE, TACE ile karşılaştırıldı. Medyan progresyonsuz sağkalım 13,0 aya karşı 9,8 ay (HR 0,70) idi. Medyan genel sağkalım 39,5 aya karşı 34,7 ay olsa da fark istatistiksel anlamlı değildi (HR 0,84; p=0,1814). Derece 3–4 tedavi ilişkili yan etkiler üçlü kolda %62,7, yalnız TACE kolunda %18,6’ydı.
Çalışmadaki STRIDE + TACE kolu da ilgi çekici sinyal verdi; ancak hiyerarşik test planı nedeniyle bu karşılaştırmanın resmi istatistiksel yorumu henüz yapılmadı.
Çalışma, lokal ve sistemik tedavinin entegrasyonunu destekliyor; fakat hangi hastanın lenvatinibe gerçekten ihtiyaç duyduğu ve artan toksisitenin genel sağkalım kazancına dönüşüp dönüşmediği açıklığa kavuşmuş değil.
ASCO 2026’dan kliniğe kalan üç ana mesaj
- Moleküler test daha erken ve daha geniş yapılmalı. RET füzyonu, HRR değişiklikleri, RAS ve EGFR ekzon 20 gibi biyobelirteçler artık yalnızca ileri basamak ilaç seçimini değil, adjuvan ve ilk basamak kararlarını da belirliyor.
- Pratiği değiştirmek her zaman daha fazla tedavi vermek değildir. OPTIMA ve SENOMAC, doğru hasta seçiminde kemoterapiyi veya aksiller cerrahiyi azaltmanın yeni bir ilaç eklemek kadar değerli olabileceğini gösterdi.
- Pozitif p değeri tek başına yeterli değildir. PROTEUS’ta kontrol kolu ve sonlanım tanımı, HARMONi-6’da coğrafi dış geçerlilik, TALAPRO-3’te toksisite, EMERALD-3’te olgunlaşmamış genel sağkalım; verinin nasıl yorumlandığının en az sonucun kendisi kadar önemli olduğunu hatırlattı. NHS-Galleri ise büyük ve pahalı bir teknolojinin negatif birincil sonlanımının açıkça söylenmesi gerektiğini gösterdi.
ASCO 2026, hassas onkolojinin yalnızca “doğru ilacı” bulmak olmadığını; doğru hastaya, doğru zamanda, gereken kadar tedavi vermek anlamına geldiğini güçlü biçimde ortaya koydu.
Kaynaklar ve kongre bağlantıları
- RASolute 302: Daraxonrasib in previously treated metastatic pancreatic cancer – NEJM; ASCO Post özeti
- LIBRETTO-432: ASCO LBA3 çalışma sayfası; ASCO Post ayrıntılı değerlendirme
- HARMONi-6: Çalışmanın hakemli yayını – PubMed; ASCO özeti LBA4
- WU-KONG28: Sunvozertinib faz III yayını – PubMed; ASCO özeti LBA8500
- TALAPRO-3: Talazoparib + enzalutamid – NEJM
- PROTEUS: Perioperatif apalutamid – NEJM
- OPTIMA: ASCO özeti 500
- SENOMAC: ASCO Post meme kanseri çalışmaları değerlendirmesi
- SARC041: ASCO özeti LBA2
- EMERALD-3: ASCO LBA4000 özeti